TUT'A ÖZEL YEMEKLER:
| Muaşer Cıvığı (Maş Aşı) :
Malzemeleri:
Kara Nohut
Bulgur
Maş
|
Yapılışı: Tencereye, maş ve nohut konur üzerine yeteri kadar su ilave edilir.İkisi iyice piştikten sonra üzerine bulgur yada pirinç konur.Yaklaşık 1 saat kadar piştikten sonra üzerine yağ yada soğan yakılır. İsteyen salçada ilave edilir.
|
Kara Şoğra:
Malzemeleri:
Tüm Mercimek
Döğme
Nohut
|
Yapılışı: Bütün malzemeler karıştırılıp üzerine yeteri kadar su ilave edilir. Koyulaşıncaya kadar iyice pişirilir. Pişirildikten sonra üzerine yağ, soğan ve salça ilave edilerek yakılır ve servis yapılır. |
| Basalla:
Malzemeleri:
500 gr. Kuşbaşı et
500 gr. Sümüd (ufak bulgur)
250 gr. Nohut
2 yemek kaşığı salça
4 çorba kaşığı sıvı yağ
1 su bardağı sumak ekşisi
1 tatlı kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı nane yarpızı
Bir miktar tuz
|
Yapılışı: Sümüd ile salça bir birine karıştırılıp iyice yuğrulur. Yuğrulduktan sonra içine bir miktar un ilave edilir. Un iyi yuğrulduktan sonra ufak ufak yuvarlak yapılır. 12 saat önce ıslanmış olan nohut kuşbaşı etle birlikte pişirilir. Yuvarlanan sümüd, nohut ve etin içine katılır. Daha sonra 1 su bardağı sumak ekşisi tencereye ilave edilir. Bu arada tuz ve karabiberde eklenir bunlar piştikten sonra üzerine yağ, salça ve nane yarpızı yakılarak yemek servise hazır hale gelir. |
| Pipirim Aşı:
Malzemeleri:
500 gr. Pipirim
250 gr. Nohut
250 gr. Mercimek
1 yemek kaşığı salça
9 çorba kaşığı yağ
1 su bardağı sumak ekşisi ve tuz
|
Yapılışı: Akşamdan ıslanmış olan nohut ve mercimek pipirimle karıştırılır. Üzerine su ilave edilerek iyice pişirilir. İsteyen ette katabilir. Daha sonra 1 su bardağı sumak ekşisi ve tuz ilave edilir. İyice pişirildikten sonra üzerine yağ ve salça kavrularak servis yapılır. |
| Yüsük Çorbası:
Malzemeleri:
1 kg. un
500 gr. Kıyma
250 gr. Nohut
1 deste maydonoz
Karabiber
Tuz, Yağ
1 su bardağı sumak ekşisi limon
|
Yapılışı:1 kg. una su katarak hamur yapılır. Bu arada kıyma, maydanoz, tuz, salça ve karabiber birbirine katılır. Bunlar hazırlanırken nohutta pişer ince bir şekilde açılan hamur kare kare kesilir. Daha sonra bu karelerin içine hazırlanmış olan karışım konur. Bunların ağzı kapatılır.Pişmekte olan nohudun üzerine bu hamur dökülür. 1 bardak sumak ekşisi veya limon ilave edilir. Bunlar piştikten sonra üzerine yağ ile salça kavrulup dökülür. |
| İçli Köfte:
Malzemeleri:
Bulgur (Simit)
Bir miktar kıyma
1 yemek kaşığı salça
4-5 tane soğan
1 kipçe sıvı yağ
Bir kase un
|
Yapılışı: Bulgur ile salça iyice yuğrulur, yuğrulduktan sonra içine bir kase un katılır. İyice yuğrululur. Yuğrulan bu bulgur yumurta büyüklüğünde alınarak içi oyulur. Daha önce hazırlanmış olan (kıyma, maydanoz, soğan, yağ ve salça karışımı) Oyulmuş olan bulgurun içine 1’er yemek kaşığı kadar konur. Ağzı yumulur. Bu şekilde yapıldıktan sonra kaynamakta olan suyun içine atılarak haşlanır. Haşlanan köfteler servise hazırdır. |
Yaşayan İnanışlar:
§ Elbise insan üstünde iken söküğün dikilmesinin iftiraya neden olacağına inanılır.
§ Dolu yağarken dolunun yağdığı mekana bıçak atılması ve bıçakla dolunun kesilmesinin dolu yağışını durduracağına inanılır.
§ Yere düşen bardağın kırılması iyiye, kırılmaması kötüye işaret sayılır.
§ Ot süpürgesinin ateşte yakılmasının fakirliğe sebep olacağına inanılır.
§ Su kabağının ateşte yakılmasının yağmurun yağmamasına sebep olacağına inanılır.
§ Nar kabuğunun yakılmasının rüzgarın esmesi ve güneşin açmasına sebep olacağına inanılır.
§ Yeni doğan çocuğun üzerine sarı renkte tülbentlerin örtülmesi ile sarılık hastalığına engel olunacağına inanılır.
§ Kesilen tırnakların rasgele atılmasının ahirette cezaya neden olacağına inanılır.
§ Perşembe günü tırnak kesenin Allah’tan mal, Cuma günü tırnak kesenin ise iman gücü istediğine inanılır.
§ İki ayrı yerde ayrı şeylerde ısıtılmış suyla banyo yapmanın iki evliliğe sebep vereceğine inanılır.
§ Erkek çocuğu yaşamayan kişi erkek doğan çocuğun saçını kesme 7 yaşına kadar uzatır ve her yıl bir kurban keser.
§ Yağmur yağmadığı zaman, yağmurun yağması için çömçe gelin denilen oyun oynanır. Bir sopadan gelin yapılır. Çeşitli yaştaki çocuklar ev ev dolaşır her eve girdiklerinde çömçe gelin ne istersin denir. Bir kap su isterim denir. Çocuklara bulgur, yağ gibi yiyecekler verilir. Evden çıkarken ver Allah’ım ver yağmur ile sel diye dua edilir, çocukların arkasından su atılır. Toplanan yiyecekler ise bir yerde toplu olarak pişirilerek yenir.
§ Gelin olanın ayakkabısının altına evde kalan kızların adları yazılarak onlarında kısmetinin açılması istenir.
§ Gelin üç gün sonra babasının evine gider orada gelinin kucağına erkek çocuk konur çocuğu erkek olsun diye kız konursa kız çocuk istenmiş olur.
§ Misafirliğe gelenler uzun süre oturursa ayakkabısına tuz konur böylece misafirin çabuk kalkacağına inanılır.
§ Gelin ayakkabısına para koyarlar sonra o para fakirlere dağıtılır bolluk olsun diye.
§ Gelin küçük çocukların üzerinden geçerse çocuğun boyu kısa kalacağına inanılır.
§ Yeni doğan çocuğun ilk tırnağı kesilince tartılır ve ağırlığınca para fakirlere dağıtılır. Tırnak ancak ondan sonra atılıyor. Böylece çocuğun hırsızlık yapılmayacağına inanılır.
§ Çocuğun göbeği atılmayıp uzun süre yastığında saklanırsa onun çok iyi uyuyacağına inanılır.
§ Salı günü uğursuz, çünkü Salı günü bir işe başlandığında, o işin uzayacağına inanılır.
§ Baykuş ötmesi: Kötü bir felaket işareti olarak ifade edilir.
§ Bir işe giderken yola tavşan çıkması uğursuzluk, yılan veya tilkinin çıkması ise uğur sayılır.
§ Bir kişi öldüğü zaman cenaze evine cenaze kalkana kadar su getirilmemesi aksi halde o su ile o evden bir cenazenin yıkanılacağına inanılır.
§ Bir düğün esnasında örgü örülmez, aksi halde evlenen şahısların örgü gibi dolaşacağına inanılır.
§ Hayvan kayıp olduğu zaman (yabanda kaldığı zaman) kurtlar yemesin diye açılıp kapanan bir bıçak (çakı) 3 ihlas bir fatiha okunarak kapatılır, taki hayvanlar bulunana kadar. Bu olaya kurt ağzını bağlama denir.
§ Nazar değmesine karşı kurşun eritilir. Kurşun kazma kürek şeklinde görünürse hastanın öleceği söylenir, kurşun dağılırsa yine göz yaşı olarak yorumlanır. Kurşunun hastanın omuzuna dikilmesi iyiye işarettir.
§ Nazar değenlere üzerlik denen bir ot ateşe atılarak tütsülenir.
§ Nazar için bir kaplumbağa kabuğu, şep ve iğde çiçeği kullanılır.
Evlilik ve Doğuma İlişkin Adetler:
§ Düğünden 2, 3 gün önce gelinin başına kına yakılır. Bu işlem sırasında gelin, çeyizinden bir yastık alır ve onun üzerine oturur; kına yakıldıktan sonra bu yastık, bekar yada nişanlı bir kız tarafından kaldırılır. Böylece uyuyan kısmetin uyanacağına inanılır.
§ Yeni gelin eve gelirken kaynananın kolunun altından geçer. Böylece gelinin kaynananın koltuğu altında korunacağına ve sevileceğine inanılır.
§ Yeni gelin odasına girmeden duvara bir çivi çakar. Bu çivi ne kadar derine gider ve sağlam olursa gelinde, evine o derecede bağlı olur.
§ Yine gelin odasına girmeden önce duvara ya da kapıya bir nar atar dağılan nar parçaları kadar çocuğu olacağına inanır. Yine duvara atılan bu narın parçalarından yiyenin başı ağrımayacağına baş ağrısı varsa geçeceğine inanılır.
§ Söz, nişan ve düğün sırasında o evde hiçbir el işi yapılmaz. Yeni evleneceklerin başlarına kötü şeylerin gelmemesi için bunun gerekli olduğuna inanılır.
§ Gelinin kucağına ilk olarak erkek çocuk oturtulursa doğacak ilk çocuğun erkek, kız çocuk oturtulursa kız olacağına inanılır.
§ Yeni doğum yapmış ve 40 günü dolmamış loğusa bir araya gelirse değiş tokuş yapılır. Böylece çocukların birbirine iğneleyici ve kem söz söylememesi sağlanmak istenir.
§ Loğusalıkta korkutulan (korkan) kadın 40 tasta yıkanır. Böylece korkudan kurtulması amaçlanır.
§ Kalburla yeni doğan çocuğun eşyalarına su dökülür.
§ Bebek 40 günden önce evden dışarıya çıkarılmaz; böylece evine bağlı alacağına inanılır.
§ Ayrıca bununla nazar değmemesi de sağlanmış olur.
§ Yeni doğan çocuğun 1 yaşına kadar tırnağı kesilmez; Böylece çocuğun hırsızlık yapmasına engel olunacağına inanılır.
§ Bebek elini çok güçlü sıkabiliyorsa cimri olacağına inanılıyor.
§ Bebek yürümeye başladığında iki ayağı ipe bağlanır yere oturtulur, kucağına çok sevdiği bir şey konur. Çevik bir kişi gelip bebeğin kucağındakini alıp kaçar, bebekte ardından hızlı koşarsa hayatı boyunca hızlı ve çabuk olacağına inanılır. Bu adete kösteğini kırdırma denir.
§ Zayıf çocuklar bir teşte konup, az yanan ateşin üzerine bırakılır. Bu 3 Çarşamba arka arkaya tekrarlanır. Böylece çocuğun temiz olacağına inanılır.
§ Bebeğin 40’ı çıkmadan 3 kez bal veya tuzla yıkanır.
§ Gözde arpacık çıktığında nişanlı kızın altın yüzüğünün sürülmesiyle hastalığın geçeceğine inanılır.
§ Elde ve ayakta çıkan sinirlerin yok edilmesi için arpa okutularak bir yere gömülür ve arpa çürüyünce sinirlerin yok olacağına inanılır.
§ Çocuk 40 günlük olduğunda kırkı çıkarılır. Bir kaba su konur 10 parmakla 4 defa suya batırılır üç ihlas okunarak bu su ile çocuk banyo yaptırılır ve böylece kırkı çıkmıştır.
§ Kekik, ayva, reyhan, ebem gümeci, kuşburnu, kara dut, incir, semiz otu, ceviz, bamya, elma, çalı tohumu ve maydanoz yörede şifa amaçlı olarak kullanılan bitkilerdendir.
§ Gelin ve damat gerdeğe girdiklerinde sağdıç tarafından birer bardak şerbet götürülür, daha sonra bu bardaklar kırılır.
§ Gerdek gecesi damat evinde çiğköfte yuğrulur ve bu çiğköfteden yiyen genç kızların kısmeti açılır.
§ Nişanlanan kız nişan elbisesini giymeye giderken çabuk gider ve ayağını sürür, elbisesini giyerken de bekar kızların adlarını söyler, ilk adı söylenin çabuk gelin olacağına inanılır.
§ Çay bardağı üzerindeki çay çöpü misafir geleceğine işaret sayılır,
§ Dişi çıkan bebeğe ve 20’lik dişi çıkanlara hedik pişirilir, komşulara dağıtılır, hedik tabağı geri verilirken içine para konur.
Yeni Doğan Çocuğa İlişkin Adetler:
§ Doğan çocuğun ağzına biraz yağ çalınır ve şekerli su içirilir.
§ Çocuğun annesine yağda pişmiş (halk arasında kaygana denen) yumurta tedirilir. Çocuğun kaşına ve gözüne sürme çekilir. Lohusanın boş tarafına Kur’an ve hameyli konur. Yattığı yastığa veya minderine çuvaldız sokulur. Bunun amacı doğum yapan kadınları al basmasına karşı korumaktır.
§ Orta Asya Türk Kültürünün en yaygın inanışı bilindiği gibi lohusayı al basmasına karşı korumaktır.
§ Hoca veya ileri gelen bir kişi tarafından çocuğun kulağına ezan okunarak isim verilir. Bu esnada isim veren kişi iki rekat namaz kılarak bu işin kutsallığını vurgulanmış olur. Dede korkut hikayelerinde anlatılan çocuklara isim verme geleneğinin bölgemizde güçlü bir şekilde yaşadığı görülmektedir. Çocuğa isim veren kişiye çorap, havlu gibi çeşitli hediyeler verilir.
Sünnet Adetleri:
Sünnet yapılacak kişi önce çocuğuna kirve seçer kirve seçilen kişi ile konuşularak zamanı tespit edilir. Sünnet davetleri için davetiye yerine geçen ve halk arasında dürü olarak bilinen entarilik ve pijamalık kumaş ile çorap, ağ, şeker, vs.... dağıtılır. Bundan sonra alış veriş yapılır kirvenin sünnet olacak çocuğa sünnet elbisesi alması adettir. Sünnette Mevlüt okunur, yemek yenir ve akşam düğün töreni yapılır, sünnet düğünü de nişan adeti gibidir, düğünün sonunda takılar takılır ve ertesi sabah çocuk kirvenin kucağında sünnet edilir. Düğüne gelmeyenler 2-3 gün içinde ziyaretlerini sürdürür ve hediyelerini getirirler 40. gün sünnet kutlaması için toplanılır. Hediyeler alınarak çay içilir tatlılar yenir.
Düğün Adetleri:
Evlenme çağına gelen gençler için, eş arama anne ve baba tarafından düğünlerde, misafirlikte ve bayramlarda yapılır. Erkekler için beğenilen bir kız tesbit edildiğinde dolaylı bir şekilde damat adayına söylenir, ve gösterilir, damat adayı da kızı beğenirse damat tarafından bir grup kızı istemeye gider kız evine giden heyetten bir tanesi Allah’ın emriyle kızınızı istemeye geldik der genellikle kız tarafı hemen olumlu bir cevap vermez; aradan birkaç gün geçer, bu esnada kız evi de damat adayı hakkında araştırma yapar. Damat tarafı bir süre sonra kız evinin fikrinin müsait birisine sordurur ve olumlu cevap alınırsa şerbet içilecek gün tesbit edilir; bu güne önceleri “Ağ Örtme” denirdi şimdi ise tatlı yeme deniliyor. Tatlı yemeye hem damat tarafı hem kız tarafının akraba ve komşuları çağırılır. Kahve ve şerbet içilir, tatlılar yenir damat tarafından geline getirilen takılar takılır ve ağ örtülmüş yani ilk nişan yapılmış olur. Bundan sonra asıl nişan töreni başlar.
Nişan her iki taraf içinde uygun uygun olan bir tarih tesbit edilir. Damat tarafı, nişan tarihinden 3-4 gün önce ya kart bastırır ya da kart yerine şeker, çorap, ağ, pijamalık, entarilik gibi yakınlık derecesine göre hediye (davetiye) dağıtılır. Saz ekibi tutulur, bazen saz ekibinin yanında davul-zurna olur. Nişanların bazısı içkili, bazısı ise içkisiz yapılır. Düğünün bir yöneticisi olur. Düğünü yöneten kişi damat ve gelinin yakınlarından başlamak suretiyle hemen hemen herkesi oyuna davet eder.oynayanlara izleyiciler tarafından para verilir. Yapıştırılan paralar önceden tesbit edilen gençler tarafından yerlerden alınarak başka bir masada bu işin muhasebesi ile uğraşan kişilere verilir.
Oynama faslı bittikten sonra eğlenceyi yöneten kişi yüzüklerin takılacağını söyler ve bir masa hazırlar bu masaya bir tepsi konur, 1 yazıcı oturur, birde para toplayan kişi oturur. Orada bulananlardan uygun birisi yüzükleri takar ve kurdeleyi keser. Gelin ve damat adaylarına mutluluklar diler. Tören neticesi geline takılan takıları teker teker mikrofondan anons ederek yazıcıya yazdırılır ve takı bittikten sonrada herkes gelin ve damat adayını tebrik eder ve nişan töreni bitmiş olur.
Nişan ve düğün arasında dini bayram denk gelirse oğlan evi kız evine et gönderir. Kız evi de oğlan evine bohça gönderir. Nişandan sonra gelen dönem düğündür.
Düğün tarihi tesbit edildikten sonra hazırlıklar yapılır. 1 hafta önceden yufka denen ekmekler yapılı. Nişanda dağıtılan davetiye ya da bunun yerine geçen hediyeler yine dağıtılarak düğüne davet gerçekleşir. Damat arkadaşlarından bir kişi sağdıç olarak seçilir. Sağdıç düğünde organizatördür, aynı zamanda damadın da yardımcısıdır.
Düğün içinde saz ekibi tutulur, bazı aileler davul da tutar düğün sırasında para yapıştırma adeti de vardır. Bu adet yeni yeni gelişmektedir. Daha önce bunun yerine silah sıkılmaktaydı. Bundan sonra gelinin kınası yakılır ve çayda çıra oynanır. Ertesi sabah gelin arabası süslenir. Ayrıca gelin berbere götürülür. Oğlan evi ve kız evi temsilcilerinden oluşan “mehir” tesbit heyeti kurulur.
Bu heyet Mehri baki senedi yapar. Bu senede hem kız hem de erkek tarafının eşyaları yazılır. Şahitler imzalar ve fatiha okunarak mehir tesbiti biter.
Daha sonra gelin arabası süslenir, süslenen arabaya gelin, damat, sağdıcın hanımı ve sağdıç biner. Sağdıç önceden hazırladığı zarfların içine bir miktar para koyar. Gelin arabasının önünü kesenlere zarflardaki paralar verilir. Gelin arabasından inerken damadın annesi (kaynana) gelinin başından aşağı şeker döker. Gelin arabadan inmeye hazırlanırsa kaynana ve kayınbaba mal bağışında bulunurlar. Bağışlanan mallar eşya, arsa, bağ, bahçe ev olabilir. Gelin eve girdiğinde önceden imam nikahı kıyılmamışsa imam nikahı kıyılır. Akşam yemeğinden sonra hısım, akraba damat tarafının evine “cebe” gelir. Cebe gelmek daha önce kendilere verilen dürünün karşılığı damat evine eşya, para veya altın getirmektir. Bu hediyeler damadın yeni kurduğu eve paralar ise damadın babasına kalır. Ceb töreni bittikten sonra damat tekbirlerle gerdeğe sokulur. Damat gerdeğe girerken beline yumruk vurmak adettir. Gerdek gecesi sabahı ise “Duvak Günü” dür. Bayanların katıldığı bu törende geline çeşitli hediye edilir. Gelin ise bunun yerine kendi çehizinden hediyeler verir.
Cenaze Kaldırma Adetleri:
Vefat eden kimsenin başında Kur’an okutulur. Camide ise selası verilir, ölü yıkanır, cenaze namazı kılınır ve mezara götürülüp defnedilir. Defninden sonra hoca Hoca duasını ve telkinni yapar mezardan dönenler yemeğe davet edilir. Cenaze evinde özellikle kadınlar ağıtlar yakıp ağlarlar, ölen kişinin elbisesi elden ele dolaştırılıp onun için ağıtlar söylenir. Erkekle ise başka bir odada toplanır ve Yasini Şerif ve Fatiha okunarak ölen kişinin ruhuna yollanır. Cenaze evinde 3-4 gün yakın akrabası, komşusu arkadaşları yemek yapıp götürürler. Bundan sonra mezara gidilip, burada lokum, şeker, bisküvi gibi şeyler dağıtılır, ayrıca evde veya Cami de Mevlüt okuturlar.
Geleneksel Ev Hekimliğine İlişkin Adetler
A) Öksürük, grip ve soğuk algınlıklarında;
Ayva Çayı : Ayvalar ince ince doğranarak çayı hazırlanır. Bir baş kuru soğan ocakta ocak da küle gömülerek pişirilir ve nişastaya batırılarak yenir.
B) Mide ağrıları için;
Dut pekmezi sütle karıştırılarak ya da sade olarak içilir.
C) Yanıklar için ;
Kor Merhemi: Kirecin üst suyu alınır ve zeytin yağı ile karıştırılır. Kor merhemi denen bu karışım yanığın üzerine her yarım saatte bir sürülerek acı hafifletir.
D) Bağırsakların temizlenmesi ve mide ağrıları için;
Per yevşağı adı verilen yabani bir ottan hazırlanan çayın mide ağrılarına iyi geldiği ve bağırsakları temizlediğine inanılır.
Mahalli Kelimeler
| Çağa : Çocuk |
Duz : Tuz |
| Çağam : Çocuğum |
Emoğ : Emine |
| Azzağa : Azzık konan Baoça |
Eşoğ : Ayşe |
| Şaplama : Tokat |
Galıç : Orak |
| Bitecik-Biticik : Az |
Cağ : Şiş |
| Gıjjık : Kıvırcık |
Tığ : Mil |
| Lülemek : Yuvarlamak |
Süyük : Toprak damın kenarı |
| Bıldır : Geçen yıl |
Sünmek : Koşmak,Kovalamak |
| Süllüm : Merdiven |
Babıç : Terlik |
| Elleam : Herhalde |
Çemik : Çabuk |
| Dulda : Kuytu Yer |
Habe : Heybe |
| Çir : Meyve Kurusu (Kayısı) |
Kürtün : Semer Ağaçsız |
| Kak : Meyve Kurusu (Armut) |
Yemeni : Ayakkabı |
| Çıtınak : İkiz, Meyvelerin Çift Olması |
Bostan : Bahçe |
| Cılgı : Patika-Dağ yolu |
Bastık : Pestil |
| Nane : Lahana |
Dürü : Davetiye |
| Teleme : İncir Sütü Kullanılarak Mayalanan süt. |
Yağlık : Mendil |
| Akıt : Salça |
Köynek : Gömlek |
| Bibi : Hala |
İşlik : Gömlek |
| Gırbız : Biber |
Tuman : Don,Pijama |
| Balcan : Patlıcan |
Ağ : Başörtüsü |
| Payam : Badem |
Goz : Ceviz |
| Terlik : Şapka, Papuç |
Hellengeç : Salıngaç |
| Soku : İçine dövme dövülmüş içi |
Timeç : Beşikteki döşek |
| oyulmuş taş, dibek |
Yörek : Beşik Bağı |
| Puharik : Oda içerisinde topraktan |
Yunnuk : Hamamlık,Banyo |
| Örtü : Yatak |
Hengil : Sitil |
| Taka : Duvara oyulmuş kapaksız dolap |
Tomafil : Araba |
| Terşi : Yün eğirme Çibuğu, İğ |
Cızgı : Çizgi |
| Hıra : Gelişmemiş.Cılız |
Çefteli : Şeftali |
| Densiz : DensizŞımarık |
Öllük : Küçük çocukların altına koydukları toprak |
| Çinil : Omuz |
Namazlağa : Seccade |
| Halbır : Kalbur |
Patlak : İncir |
| Mahana : Bahene |
Talla : İncir |
| Davar : Keçi-Koyun sürüsü |
Dikeyin : Sincap |
| Çıkın : İçine Eşya Koyulan Bohça Bez |
Yüksük Çorbası : Mantı |
| Kürrük : Sıpa |
Sıyrık : Arsız |
| Pin : Tavuk kümesi |
Buez : Bu defa, be sefer |
| Yenli : Hafif |
Hüsgüdük : Sessiz |
| Nişliyon : Ne yapıyorsun |
Ede : Abi |
| Helke : Kova |
İbicek : Şans, Kura |
| Gubar : Toz |
Dekdubarcı : Dedikoducu,riyakar yalancı |
| Çildirim : Dereotu |
Aniçeri : Mutfak, kiler |
| Çitil : Fidan |
Devlisigün : Ertesi gün |
| Teşt : Leğen |
Bocit : Sürahi |
| Küncü : Susam |
Ayaşa : Mandal |
| Kenneha : Aslında, esasen |
Onart kalkmak : İyi tarafından kalkmak gününde olmak |
| Tomuz : Temmuz |
Hellenmek : Sallanmak |
| Cılgı : Keçi Yolu, Patika |
Bayak : Biraz Önce |
| Deze : Teyze |
Küküm : Yürüyemeyen,yürüme zorluğu çekenler |
| Tezcek : Hemen tepki gösteren |
Kele : Karşıdakinin adının yerine kullanılır |
| Kef :Buğday biçerken toplama ekinin ve desiden yapılmış yardımcı ekin biçme aracı. |
Masere : Bağbozumunda mahsülün alınarak pekmez ve benzeri mamül yapılması işi. |
| Sergene: Bağlarda üzümün yere değmemesi için yere çakılıp üzerine çubuk bağlanan yaklaşık 1 metre uzunluğundaki ince çubuk. |
Pürçüklü : Havuç |
| Manca : Salata toplama işi. |
Teh : Üzümün çürüğünden kaynatılarak yapılan kışlık yiyecek. |
| Curun : Tekne(Taştan) |
İmze : Abi |
| Şaba : Düğün sonrası çalgıcıların para |
Şaka : Dokuma, Yolluk |
| Guşgana : Tencere |
Çömçe : Kepçe |
| Pücük : Buzağa |
Kepenek : Kelebek |
| Gidik: Oğlak |
Şora : Çorba |
GELENEKSEL YÖRE OYUNLARI
Ara Kesme: Bir takım oyunudur. Sırasıyla ayak sayarak veya taş tutarak belirlenir. Bir takım kaçar diğer takım kovalar. Bir merkez belirlenir ve o merkez korunur. Kovalayanlar oyundan kaçanların bütün fertlerini vurduğu zaman bir puan almış olur.
Dibek Oyunu: Oyuncular iki grup olurlar üçer tane dibek(Hoyuk) dikerler öncelik sırasını belirlemek için taş tutarlar taşı bulan oyuna önce başlar. Oyuna başlayan kendi dibeğinin önünde durur ve rakibin dibeklerini yıkmak için eline aldığı taşları kullanır. İlk attığı taş dibeği yıkarsa devam eder yoksa takım arkadaşlarına sıra gelir. Atışlarda tam başarı sağlanamaz da dibeklerin tamamı yıkılmazsa hücum hakkı diğer gruba geçer ve oyun böylece devam eder.
Küdü: Ferdi oyundur. İki üç kişiyle oynandığı gibi bir çok kişi ile de oynanır. Sıralama ayak ölçmekle veya taş tutmakla belirlenir. Bir taşın üzerine yuvarlak bir taş dikilir ve biraz büyük bir taşla vurulur gittiği uzaklık kekiç, küküç, kırküç, kırkdört, kırkbeş, kırkaltı, kırkyedi, kırksekiz, kırkdokuz, elli, belli, telli, güllü, nane, şeker, çember, çürük, çık, mık diye sayılır ve bu sayıyı bulanın hanesine sayı yazılır ve oyunda en çok puanı alan kazanır.